En uzak mesafe ne Afrika'dır, ne Çin, ne Hindistan, ne Seyyareler ne de Yıldızlar geceleri ışıldayan... en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan. CAN YÜCEL…
Ne kadar da güzel söylemiş Can Yücel...
KKTC şuan bu durumu yaşıyor. Bir birini anlamak istemeyen kişiler ne kadar yakın dururlarsa dursunlar yine aralarında uçurumlar vardır ve hep var olacaktır.
Örnek alınacak siyasetçiler bunlar. Bizlerin kaderini belirleyecek ve KKTC’nin beklide devamlılığını kesinleştirecek siyasetçiler… KKTC’nin geleceği demek halkın kaderi demek… Bu siyasetçiler sayesinde ya şah ya mat olacağız. Olmakla da kalmayacağız bir piyon gibi her yöne oynatılacağız.
Siyasetçilerin yakın duruşları kimseyi aldatmasın… Ne kadar yakın dururlarsa dursunlar aralarındaki fikir uçurumları olduğu sürece bağdaşan hiçbir düşünceleri olmayacaktır.
Olmamakla birlikte her adımları ve davranışları hırsa, öfkeye, kine dönüşecektir.
Kişilik yapısıyla örtüşmeyen davranışlarda bulunabilirler. Kaldı ki isimlerinin önüne gelen sıfatlarından, oturdukları koltuklarından, sahip oldukları mevkilerinden, ceplerinden başka bir şey de düşünmedikleri sürece bu memleket hayır etmeyecektir.
Sonuç her zaman ayni çözümü verecektir.
Koltuğunu düşünen adam halkını hiçe sayan adamdır, cebini düşünen adam da halkını hiçe sayan adamdır ve mevkisini düşünen adam da halkını satacak olan adamdır.
Böyle siyasetle bir yerlere varılmaz. Varılmadığı gibi bazen bu uğurda kaybettiklerinizin yerine de hiçbir şey konamaz.
Ülkenin, halkın menfaati en üst düzeyde diyene değil çabalayana inanılıyor artık. Boş yere verilen sözlere değil, davranışlara bakılıyor artık…
Kaldı ki bu halk da kör değil…
Toplum artık kimseye güven duygusu taşımıyor.
Bu halk adamı bir anda var edip bir anda da yok edebiliyor. Bu kimsenin aklına gelmiyor herhalde.
Sandıktan çıkacak olan oylar halkın erdemli duruşunun sonucu çıkacak olan sonuçlardır.
Umarım mevkileri, koltukları ve cepleri için yaşayanlar yerine ülkesi için savaşanlar tercih edilir.