Bu ilk yazımda sizlerle insanları tanımak konusunda ne denli sıkıntı çektiğimizi ve bu sıkıntıyı nasıl atlatabileceğimizi paylaşmak istiyorum.
Malum hepimizin en büyük sorularından biridir ‘Bir insanı ne zaman gerçekten tanırız?’.
Önemlidir bu soru çünkü hepimizin isteğidir; birini tanımak, ona güvenmek, şu hayatta yalnız olmadığımızı bilmek. Belki, bir âşıktır o,belki bir dost önemli değildir aslında hangisi olduğu sadece bilmek isteriz o yabancı bizimle mi, değil mi?
Yanımızda olacak mı en kötü günlerimizde? Peki ya biz, biz ona bakabilecek miyiz korkmadan güvenle? Dedim ya önemlidir bu soru, tüm bu hayat mücadelesinde en güçlümüzden, en zayıfımıza, en cesursumuzdan, en korkağımıza, en zekimizden, en aptalımıza hepimiz bunu merak etmez miyiz?
Kimisi der ki; yıllar geçse de tanımayız onları, kimisi de belki değişir insanlar zamanla der. Ama ben bu yazımda bulduğum bir yöntemi sizlerle paylaşmak istedim. Diyelim ki; birini tanımak istiyorsunuz yapacağınız şey çok basit aslında.
Peki, ne mi yapmak gerekiyor?
Çıkın karşısına, hani savaş meydanındayız ya, atın bütün silahlarınızı hatta indirin kalkanınızı,’işte ben buradayım ben buyum’ deyin gözlerinin içine bakarak.
İşte o an bakalım akıtacak mı kanınızı yoksa oda indirecek mi kalkanını… İşte o an, tam o anda artık onu tanıyorsunuz.
Sonuç bazen iyi, bazen de kötüdür ama, unutmayın siz istediğinizi almışsınızdır...
Bu arada ,merhaba Kıbrıs ben geldim, bundan sonra yazılarımla KKTCHABER'de olucam.